MURATGÜLSOY
![]() Murat Gülsoy, Mühendislik ve Psikoloji eğitimi gördü. Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. 1992-2002 yılları arasında arkadaşlarıyla Hayalet Gemi dergisini çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca) çevrilmektedir.
|
Yeni! Kitaplar, Filmler, Etkinlikler, Düşünceler
|
|
|
Yaratıcı Yazarlık Yeni Dönem: 6 Ekim Çarşamba Kurs 7 Ekim Perşembe Atölye
|
||
| Yeni | ||
|
Karanlığın Aynasında roman Can Yayınları Benliğimizin sınırlarını kimi kez gönüllü olarak kaybederiz kimi kez istemeden. Sadece bir başkasıyla değil, bizi saran dünyayla da kucaklaşma, bir başkasında erime çoğu kez bir haz duygusuyla özdeşleştirilir. Oysa acının sınırları tam da burada başlar. Murat Gülsoy, bir origami ustası gibi, düz bir kâğıtla başladığı anlatısını katman katman çoğaltarak kahramanlarının ironik dünyasının kederle malul hikâyesini kuruyor. İki boyutlu sandığımız bir dünyanın karanlık dehlizlerine doğru ilerlerken yaklaşmakta olanı hissetmeyişimize şaşırıyoruz. Yarım bir hayatı sol göğsünün üzerindeki akrebin çizgilerinde saklayan bir kadınla aşkı bulduğunu sanan bir adamın yollarının kesiştiği yerde oluşan karanlık yüzeyden yansıyan görüntüleri anlatıyor roman: birbirinin içinde eriyen bedenler, çocukluk korkularında büyüyen genç kızlığın uçucu kıpırtısı, aklın puslu manzaralarında belirip kaybolan umutlar, deliliğin onulmaz dehşeti, karşıtına dönüşmeye hazır duygular, algılar ve hayaller… Karanlığın Aynasında bir solukta okunan ve insanı içine çeken bir girdap-roman… |
||
| Kitaplar | Yaratıcı Yazarlık | |
|
602. Gece: Kendini Fark Eden Hikâye inceleme Can Yayınları “Hiçbiri, tüm o gecelerin içindeki büyülü 602. gece kadar altüst edici değildir” Yazma eylemi üzerine düşünmeye devam eden Murat Gülsoy, bu kez Borges’in sözünü ettiği o büyülü gecenin izini sürerek genel olarak sanat ve özel olarak edebiyatta temsil meselesinin açtığı kapıdan giriyor yazının bahçesine. Bu bahçede, kendi içine doğru genişleyen resimler, sonsuzluğa doğru düşme hissi veren hikâyeler, roman kahramanı olduğunun farkında olan metakurmaca karakterler, kendinin aynası olan metinler arasında gezinirken bir yandan da kendi edebiyatının köklerini arıyor. 602. Gece, insanlığın bilinen en cesur özgürlük projelerinden biri olarak sahiplendiği modernizmin edebi mirasını tartışırken bu coğrafyadaki izdüşümlerini de Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk gibi kilit isimler üzerinden yeniden ve yakından okuyor. |
Kurs - YENİ DÖNEM 6 Ekim Çarşamba! Başvuru ve Bilgi için: Tuba Taşyürek, 0 212 359 58 13, tubatasyurek@bumed.org.tr |
|
![]() İstanbul'da Bir Merhamet Haftası roman Can Yayınları Ben olmamış bir kahraman emeklisi,
ben bir kırmızı çarpı, ben uygun adım serseri, bir gençlik düşü, ben
bir yanılgılar bileşimi, ben: yeri belli olan; geçip gidiyorum
şehrin içinden. Hayatın akışına aldırmıyorum. Çünkü ben suskunluk ve
unutuşun sivil ifadesiyim. Aslında Promete'nin ciğerini söken kartal
olmalıymışım. Promete olamadıktan sonra...
|
||
|
Sevgilinin Geciken Ölümü roman Can Yayınları Murat Gülsoy, yeni romanı Sevgilinin Geciken Ölümü'nde, Proust’tan beri modern edebiyatın temel sorunlarından biri olan zamansallığı konu ediniyor. Roman, bu düşünce çevresinde aşkın insanla ve ölümle ilişkisini sorguluyor. İroni, oyun duygusu, anlatının o en eski koşulu; izlenebilirlik, yazarın bu romanında da öne çıkıyor. Gülsoy yanıtların değil, soruların yazarı olmayı seçenlerdendir; bizi kendi evreninin eleştirel okurları olmaya çağırıyor. Bu kitapta yeni olan, Gülsoy kurmacasında her zaman ben’in sınırlarını zorlayan öteki'nin, bu kez içeri alınmış olması. Anlatının büyüsünü hep kendi eliyle bozan yazarımız, aşkın büyübozumuna kalkışıyor bu kez. Kahramanlarımız ruhsal ve bedensel bir sınır ihlâli olarak aşkın sonundan başına doğru ilerliyor, biz de onları soluk soluğa izlemeye çağrılıyoruz.
|
![]() Bu Filmin Kötü Adamı Benim Yunus Nadi Roman Ödülü Can Yayınları "Uzak geçmişten süzülüp gelen 'Neşideler Neşidesi'ydi Gaye. Ben, eski, mutlu bir Amerikan filmi: Kahramanlarının aptallık derecesinde saf ve iyi niyetli oldukları o stüdyo filmlerinin sahte yağmurlu sokakları kadar içli, aşk dışında hiçbir seçeneğe yüz vermeden korkusuzca sigara içen jönleri kadar kararlıydım. Gözükaraydım. Aynaya baktığımda tanınmayacak kadar değişmiş olduğumu gördüm Gaye bana baktığında ne görüyorsa o olmuştum. Başka insanlarla yaşarken varlığını hissettiğim kuşkulardan örülmüş o şeffaf duvarın eriyip gittiğini hissetmiştim. Kendimi...Şu evrende yapayalnız olmadığımı...Şu anlam veremediğim hayatın içinde zavallı bir nokta olmadığını...Hissetmiştim." Günahlar zamanaşımına uğrar mı? Suçlar belki...ama günahlar? Kendine biçtiği rolü oynadığı mutsuz evliliğini -kendine rağmen- sürdüren ve üçlü bir aşk ilişkisinde İzzet ile Gaye'nin yanında geçmişini arayan başarısız bir yazar: Önder; aynı mutsuz evlilikten -geçerli bir yolla olmasa da- sıyrılmaya çalışan Defne; dört kişinin yaşamını değiştiren garip bir intihar. Mahkûm edildiğimiz yüzeysel hayatların dibinden akan karanlık suların sesine kulak veren bir psikolojik roman. Türkiye'de, şehirde erkek olmanın alçaklığını ve yüceliğini baba figürüyle hesaplaşarak sorgulayan Murat Gülsoy,sıradan kötülüğün sırlarını arıyor.
|
|
|
deneme Can Yayınları Murat Gülsoy, Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı bu yeni kitabıyla, yazı serüveninin en başından beri attığı tüm adımlara basarak geri dönüyor, yalnızca kitapları değil dünyanın kendisini de bir metin olarak olarak okuyan bir edebiyat geleneğinin izini sürüyor. Bir süredir vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerinden yola çıkarak, gerçekliği yazı yoluyla yeniden kurmanın araçlarını, yöntemlerini sorguluyor. Gülsoy, kurmacanın bilinen sınırlarıyla ihlâl edilebilir kurallarını açımlarken, bir büyüyü bozuyor ve okuyanla yazan arasındaki sessiz anlaşmanın kurallarını alt üst ediyor. Sözün kısası, anlatacak bir hikayesi olanlara 'okunaklı'bir anlatı kurmanın yollarını işaret ediyor. Yolları çatallanan yazı bahçesinde kaybolmasınlar diye... |
![]() Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım öykü Can Yayınları "Bu rüyayı hızla gözümün önünden geçirirken fark ettiğim benzerlik, içimdeki korkunun pekişmesine, aklımın bulanmasına neden oldu. Işıkların birdenbire sönmesi... Aniden bastıran karanlık... Şimdi olduğu gibi. Paniğe kapılmak üzere olan zihnimi zorluyor, aklımı ve mantığımı yardıma çağırıyordum. Gecenin bu saatlerinde çalışmaya alışık olmayan zihinsel işlevlerim, yaptıkları acil toplantının sonucunu bildirirlerken pek sağlıklı görünmüyorlardı. Önerileri yalın ve netti: Rüyadasın... İçimi rahatlatmak şöyle dursun, kapıldığım çıldırtıcı dehşeti daha da güçlendiren bu öneriye tüm benliğimle karşı çıkmaya çalışıyordum: Ben rüya görürken asla rüyada olduğumu fark etmem ki." Rüyalar, imgeler, yanılsamalar, tekrarlanan anlar, göz ve zihin aldatmacaları, yaşanan ve yeniden yaşanan ya da yaşandığı sanılan anlar... Murat Gülsoy, her zamanki usta anlatımıyla okuru gizemli işaretlerin, olayların, imgelerin dünyasına sokuyor. İlk kez tanıştığı birini daha önce görmüş, ilk kez geçtiği sokaktan daha önce geçmiş, bir an'ı daha önce yaşamış olduğu duygusunu tatmayan var mıdır? Farklı öykülerde ortaya çıkıp okuru şaşırtan kahramanlarıyla Murat Gülsoy, 'zihnin yangın yerinden kurtarılmış parçalar'ı irkiltici, düşündürücü bir çerçeveyle sunuyor öykülerinde.
|
|
![]() Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler Can Yayınları 'Ne o gece geldi, ne de bir başka gece... Sonradan çok düşündüm. Bu hikâye böyle bitemez. Evet, elimde hiçbir delil kalmadı; evet, o gün mucizevi şekilde bulduğum mahallenin yolunu bir daha keşfedemedim; evet, telefonum bir daha çalmadı... Ama yine de içimde bir umut var. Henüz beni kimin arayıp o adresi verdiğini bilmiyorum. Bitmiş bir hikâyeyi yeniden canlandıran o esrarlı kişi bunu yine yapabilir; bir fırsat daha verebilir. Yeterince istersem ve yeterince sabredersem... Mademki beni düşünen biri var... Kim olduğunu bilmesem de beklemeye değer! Çünkü, bir kez olan bir daha olabilir. Bir kez yaşanan tekrar yaşanabilir. Bu umut olmasaydı, yaşamanın ne anlamı kalırdı?' İnceden inceye kendini belli eden bir ironi, zekice kurgulanmış bir olay örgüsü ve gündelik yaşamın içine gizemi ustalıkla sokan bir anlatım.
|
![]() Bin Bir Gece Mektupları öykü Can Yayınları Binbir Gece Mektupları' ındaki öyküler, tıpkı Binbir Gece Masalları'ında olduğu gibi düşlerin, hayallerin, inanılırla inanılmazın birbirine dolandığı, gerçeküstü bir uzama götürüyor okuru. Alabildiğine özgür bir anlatımla, yabancısı olduğumuz, ama bir o kadar da kendimize yakın bulduğumuz insanların iç dünyalarının kapılarını aralarken, kendi içimizde kilit altında tutulmuş duyguları, saplantıları, korkuları, fantezileri de özgür bırakıyor. İç içe açılan hikâyeler, hepimizin hikâyesinin gerisinde başka hikâyeler barındığını gösteriyor. Her hikâye kendi gerçeğini yaratıyor ve biz o gerçeğin içinde, o hikâyeyi sahiplenerek yol alıyoruz. Murat Gülsoy, bizi hikâyelerin gerisindeki bizi sınırsız artalanda dolaştırırken, okuduğumuzun belki de bizim hikâyemiz olduğunu düşünüyoruz. Tıpkı Şehrazat'ın, ölümünü erteletebilmek için anlattığı Binbir Gece Masalları gibi Murat Gülsoy'un mektupları da kim olduğunu bilmediği birine, ölüm korkusunu hafifletmek üzere her gece yazdığı mektuplar belki de. Öykülerin birinde anlatıcının dediği gibi, 'yazdıkça bir başka âleme geçiyorum' sözü, belki bizler için de 'okudukça bir başka aleme geçiyorum' un karşılığıdır; kimbilir? |
|
![]() Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul öykü Can Yayınları Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul'de on iki öykü yer alıyor. Bu öyküler, ağırlıklı olarak 'yazı' ve 'oyun' temaları üzerine odaklanmış. Murat Gülsoy'un öykülerinde göze çarpan bir özellik de ironi ve kara mizaha çokça yer verilmesi. Öykülerinde insanları şaşırtmayı sevdiğini söyleyen yazar, sürprizli, beklenmedik sonlarla, ilginç kurgularla çıkıyor karşımıza. İmgelerden yola çıkan, fantastik kurgulara yakın duran öyküler, tematik olarak bir süreklilik duygusu verse de, her öyküde başka denemelere giriyor yazar. Birinci tekil kişi anlatımının baskın olduğu çalışmalar, okurla bu nedenle sıcak bir ilişki kurmayı başarıyor. Sürükleyici bir anlatım, özenli kurgular, şaşırtıcı gelişmeler ve ironi. Bunlar Murat Gülsoy'un öykücülüğünün temel taşları. Modern öykünün çarpıcılığını, tazeliğini taşıyan bu çalışmalar, usta bir yazar olma yolunda genç bir öykücüyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
|
![]() Bu Kitabı Çalın Sait Faik Hikaye Aramağanı Can Yayınları Kapağında Bu Kitabı Çalın yazan bir kitap gerçekten çalınırsa… Kayıp Eşyalar Bürosu’nda bulunan bir çantanın içinden Oğuz Atay’ın öyküleri çıkarsa… Yasak bir aşka balıklama dalan adam hayatını baştan kurmak için bir Hindistan Yolculuğu’na hazırlanırsa… Beyaz yakalı genç bir kadın Hızlı Düşünme Sanatı üzerine seminer veren guruyla hızlı bir aşk yaşarsa… Kimsenin kimseden haberdar olmadığı dev bir apartmanda içinde kimin yaşadığının sosyal bir sorun haline geldiği 54 Numara’nın Esrarı’nı çözmek için bilimsel yöntemler kullanılırsa… Temizlik takıntısı olan bir adam evinde porno film çekilmiş olduğunu fark ederse, yani Kötü Yola Düşen Ev olursa… Bir kurmaca karakter kendinin bilincine varıp da Yazarın Belleği’nde dolaşmaya başlarsa… Hasta Bir Konak’ın kiracısı kendini Edip Cansever’in mısralarının içinde bulursa… Birkaç Dolar İçin rüya deneylerine katılanlar uykularını yitirirse… Fantastik hikâyeler yazarak geçirdiği onca yıldan sonra artık uzun soluklu, gerçekçi bir şeyler yazmak isteyen bir yazar yazdığı hikayenin tutsağı olmuş bir adamın öyküsünü düşlerse… Kendi halinde bir adam kapıyı açtığında Sakla Beni diyerek içeri giren eski bir arkadaşının yaşamının gözeneklerine sızmasına engel olamazsa… Tüm bu yazılanları emekli bir istihbaratçı yapısökümüne uğratıp Yasadışı Öyküler olarak niteleyerek yazarına hesap sorarsa… Murat Gülsoy’un şaşırtıcı kurguları ve akıcı üslubu sizi çok iyi tanıdığınız ama yeni bir dünyaya götürüyor. “Bellek denilen şey esrarlarla dolu bir garip lunapark işte. Bazı olaylar bize olduklarından daha büyük ya da daha küçük ya da daha renkli görünüyorlar. Hatta bazen hiç olmamış olayları, hatta insanları anımsadığımızı sanıyoruz. Belki de uydurduğumu ya da kurguladığımı sandığım öykülerin birçoğu gerçekte yaşayıp da unutmuş olduğum şeyler. Ya da tam tersi... Belki de her şey büyük bir anımsama ânından başka bir şey değil. Bunu kim bilebilir ki? Artık bana doğruları fısıldayan Serap olmadığına göre, ben bilemem.” |
|
| Elektronik Kitaplar | ||
| Bize Kuş Dili Öğretildi, www.altkitap.com Kâbuslar, www.altkitap.com Belki de Gerçekten İstiyorsun, www.altkitap.com
|
||
| Söyleşiler | Eleştiri / Tanıtım | |
|
Murat Gülsoy ile Yaratıcı Yazarlık Üzerine Söyleşi [2010, Taylan Asır, Söke Öykü Roman Dergisi]
[2010, Ümran Avcı, HaberTürk Gazetesi]
Aşk ve Zihin Üzerine Bir Roman [2010, Elif Tanrıyar, Milliyet Sanat Dergisi]
Karanlığın Aynasına Bakmak Her Şeyi Bulandırıyor [2010, Erdem Öztop, Cumhuriyet Kitap]
[2009, Nalan Barbarosoğlu, Varlık]
Özgürlük Sanatın Olmazsa Olmazıdır [2009, Haber Türk Kitap Eki]
[2009, Faruk Şüyun, Dünya Gazetesi]
602. Gece Kendini Fark Eden Hikâye [2009, Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği Dergisi]
Edebiyatın Kendi Üzerine Düşünmesiyle Büyü Bozuluyor [2009, Elif Şahin Hamidi, Remzi Kitabevi Kitap Gazetesi]
Merhamet
Yola Çıktı
Edebiyatla aşk hep yeniden başlar
'Tek derdimiz nitelikli okurla buluşmak'
|
[Sadık Yalsızuçanlar, Kitap Zamanı, 2010]
[Hürriyet Keyif, Kitap Tanıtım, 2010]
[Soner Demirbaş, Çinikitap, 2010]
Rock Konseri Değil Edebiyat Toplantısı [Deniz İnceoğlu, Hürriyet Keyif, 2010]
[Elif Tanrıyar, Sabah Kitap, 2010]
[Asuman Kafaoğlu-Büke, Radikal Kitap, 2010]
[Ergun Kocabıyık, Mesele Dergisi, 2009]
Murat Gülsoy'la 602. Gece'ye Yolculuk: Bir Keşif Macerası [Hülya Soyşekerci, Cumhuriyet Kitap Eki, 2009]
[Metin Celal, Cumhuriyet Kitap Eki, 2009]
[Ethem Baran, Zaman Gazetesi Kitap Eki, 2009]
[Semih Gümüş, Radikal Kitap, 2009]
[Necmiye Alpay, Radikal, 2009]
Merhamet mi, hem de İstanbul'da! Şaka mı bu? [Ayşe Çavdar, Yeni Aktüel, 2007] [Doğan Hızlan, Hürriyet, 2007]
[Behçet Çelik, Virgül, 2007] [Engin Mercancı, Radikal Kitap, 2007] [A. Ömer Türkeş, Pandora, 2006] [Asuman Kafaoğlu-Büke, Cumhuriyet Kitap, 2006]
[Nüsra Şahin, Milliyet Sanat, Şubat 2006]
[Nazan Özcan, Milliyet Sanat, 2005] [Sırma Köksal, Radikal Kitap, 2004]
[Ayfer Tunç, Varlık, 2004] [Haydar Ergülen, Düzyazı Defteri, 2004] [Asuman Kafaoğlu-Büke, Düzyazı Defteri, 2004]
[Hülya Ekşigil, Düzyazı Defteri, 2004]
[Fakiye Özsoysal, Düzyazı Defteri, 2004] [A.Şule Süzük, Düzyazı Defteri, 2004] [Filiz Ateş, 2003]
[Füsun Akatlı, Radikal Kitap, 2002] [Fethi Naci, Cumhuriyet Kitap, Sayı 589] [Tolga Binbay, Bir Bilet: Gidiş-Dönüş, 2001]
[Semih Gümüş, Yeni Binyıl, 2000] [Orhan Duru, Binyıl Kitap, 2000]
[Orhan Barlas, Adam Öykü, 1999] [A. Ömer Türkeş, Pandora, 1999] |
|
| Bağlantılar | ||
| www.hayaletgemi.com | www.istanbultanpinarliteraturefestival.com | |
| www.altkitap.com | ||
| www.bupress.org | ||
| İletişim | ||
|