MuratGülsoy
Yeni!
İstanbul’da Bir Merhamet Haftası
roman
Can Yayınları
detay için tıklayınızBen olmamış bir kahraman emeklisi, ben bir kırmızı çarpı, ben uygun adım serseri, bir gençlik düşü, ben bir yanılgılar bileşimi, ben: yeri belli olan; geçip gidiyorum şehrin içinden. Hayatın akışına aldırmıyorum. Çünkü ben suskunluk ve unutuşun sivil ifadesiyim. Aslında Promete'nin ciğerini söken kartal olmalıymışım. Promete olamadıktan sonra...

Bir kitabın bize yeni bir dünyanın kapılarını aralamasını ya da kendi deneyimimize farklı ve daha parlak bir ışık tutmasını bekleriz çoğu kez. Çaresiz bir anlam arayışıdır bu. Murat Gülsoy, İstanbul'da Bir Merhamet Haftası'nda, bu çaresizliğin insani boyutunu aramaya çıkarken okurlarını da peşinden sürüklüyor. Kimi zaman ürkek, kimi zaman saldırgan kahramanları, kimi zaman şiirsel, kimi zaman mekanik üsluplarıyla bizi "bakmaya" davet ediyorlar. Ancak, Gülsoy'un edebiyatı, röntgenci heveslerden uzakta, arka pencereye değil, yazıdan bir aynaya bakmaya çağırıyor okurunu. Anlamı kendinde gizli bir dünyayı seyre dalan insanların zihinlerinde geziniyoruz. Bir şeye, dünyaya, insanlara bakmanın kendimize bakmak; kendimize bakmanın bir şeye, dünyaya, insanlara bakmak olduğunu hissederek...

Kitaplar
Sevgilinin Geciken Ölümü
roman
Can Yayınları
detay için tıklayınızMurat Gülsoy, yeni romanı Sevgilinin Geciken Ölümü�nde, Proust’tan beri modern edebiyatın temel sorunlarından biri olan zamansallığı konu ediniyor. Roman, bu düşünce çevresinde aşkın insanla ve ölümle ilişkisini sorguluyor. İroni, oyun duygusu, anlatının o en eski koşulu; izlenebilirlik, yazarın bu romanında da öne çıkıyor. Gülsoy yanıtların değil, soruların yazarı olmayı seçenlerdendir; bizi kendi evreninin eleştirel okurları olmaya çağırıyor. Bu kitapta yeni olan, Gülsoy kurmacasında her zaman ben’in sınırlarını zorlayan öteki�nin, bu kez içeri alınmış olması. Anlatının büyüsünü hep kendi eliyle bozan yazarımız, aşkın büyübozumuna kalkışıyor bu kez. Kahramanlarımız ruhsal ve bedensel bir sınır ihlâli olarak aşkın sonundan başına doğru ilerliyor, biz de onları soluk soluğa izlemeye çağrılıyoruz.

Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık Kurmacanın Bilinen Sınırları ve İhlal Edilebilir Kuralları
Can Yayınları
detay için tıklayınızMurat Gülsoy, Bu Kitabı Çalın adlı yapıtıyla Sait Faik Hikaye Armağanı'na, ilk romanı Bu Filmin Kötü Adamı Benim ile de Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görülmüştü. Gülsoy, Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı bu yeni kitabıyla, yazı serüveninin en başından beri attığı tüm adımlara basarak geri dönüyor, yalnızca kitapları değil dünyanın kendisini de bir metin olarak olarak okuyan bir edebiyat geleneğinin izini sürüyor. Bir süredir vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerinden yola çıkarak, gerçekliği yazı yoluyla yeniden kurmanın araçlarını, yöntemlerini sorguluyor. Gülsoy, kurmacanın bilinen sınırlarıyla ihlâl edilebilir kurallarını açımlarken, bir büyüyü bozuyor ve okuyanla yazan arasındaki sessiz anlaşmanın kurallarını alt üst ediyor. Sözün kısası, anlatacak bir hikayesi olanlara 'okunaklı' bir anlatı kurmanın yollarını işaret ediyor. Yolları çatallanan yazı bahçesinde kaybolmasınlar diye...

Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
öyküler
Can Yayınları
detay için tıklayınız"Bu rüyayı hızla gözümün önünden geçirirken fark ettiğim benzerlik, içimdeki korkunun pekişmesine, aklımın bulanmasına neden oldu. Işıkların birdenbire sönmesi... Aniden bastıran karanlık... Şimdi olduğu gibi. Paniğe kapılmak üzere olan zihnimi zorluyor, aklımı ve mantığımı yardıma çağırıyordum. Gecenin bu saatlerinde çalışmaya alışık olmayan zihinsel işlevlerim, yaptıkları acil toplantının sonucunu bildirirlerken pek sağlıklı görünmüyorlardı. Önerileri yalın ve netti: Rüyadasın... İçimi rahatlatmak şöyle dursun, kapıldığım çıldırtıcı dehşeti daha da güçlendiren bu öneriye tüm benliğimle karşı çıkmaya çalışıyordum: Ben rüya görürken asla rüyada olduğumu fark etmem ki." Rüyalar, imgeler, yanılsamalar, tekrarlanan anlar, göz ve zihin aldatmacaları, yaşanan ve yeniden yaşanan ya da yaşandığı sanılan anlar... Murat Gülsoy, her zamanki usta anlatımıyla okuru gizemli işaretlerin, olayların, imgelerin dünyasına sokuyor. İlk kez tanıştığı birini daha önce görmüş, ilk kez geçtiği sokaktan daha önce geçmiş, bir an'ı daha önce yaşamış olduğu duygusunu tatmayan var mıdır? Farklı öykülerde ortaya çıkıp okuru şaşırtan kahramanlarıyla Murat Gülsoy, 'zihnin yangın yerinden kurtarılmış parçalar'ı irkiltici, düşündürücü bir çerçeveyle sunuyor öykülerinde.

Bu Filmin Kötü Adamı Benim
roman
Can Yayınları
2004 YUNUS NADİ ROMAN ÖDÜLÜ
detay için tıklayınız"Uzak geçmişten süzülüp gelen 'Neşideler Neşidesi'ydi Gaye. Ben, eski, mutlu bir Amerikan filmi: Kahramanlarının aptallık derecesinde saf ve iyi niyetli oldukları o stüdyo filmlerinin sahte yağmurlu sokakları kadar içli, aşk dışında hiçbir seçeneğe yüz vermeden korkusuzca sigara içen jönleri kadar kararlıydım. Gözükaraydım. Aynaya baktığımda tanınmayacak kadar değişmiş olduğumu gördüm Gaye bana baktığında ne görüyorsa o olmuştum. Başka insanlarla yaşarken varlığını hissettiğim kuşkulardan örülmüş o şeffaf duvarın eriyip gittiğini hissetmiştim. Kendimi...Şu evrende yapayalnız olmadığımı...Şu anlam veremediğim hayatın içinde zavallı bir nokta olmadığını...Hissetmiştim." Günahlar zamanaşımına uğrar mı? Suçlar belki...ama günahlar? Kendine biçtiği rolü oynadığı mutsuz evliliğini -kendine rağmen- sürdüren ve üçlü bir aşk ilişkisinde İzzet ile Gaye'nin yanında geçmişini arayan başarısız bir yazar: Önder; aynı mutsuz evlilikten -geçerli bir yolla olmasa da- sıyrılmaya çalışan Defne; dört kişinin yaşamını değiştiren garip bir intihar. Mahkûm edildiğimiz yüzeysel hayatların dibinden akan karanlık suların sesine kulak veren bir psikolojik roman. Türkiye'de, şehirde erkek olmanın alçaklığını ve yüceliğini baba figürüyle hesaplaşarak sorgulayan Murat Gülsoy,sıradan kötülüğün sırlarını arıyor.

İstanbul’da Bir Merhamet Haftası
öyküler
Can Yayınları
detay için tıklayınızBinbir Gece Mektupları' ındaki öyküler, tıpkı Binbir Gece Masalları'ında olduğu gibi düşlerin, hayallerin, inanılırla inanılmazın birbirine dolandığı, gerçeküstü bir uzama götürüyor okuru. Alabildiğine özgür bir anlatımla, yabancısı olduğumuz, ama bir o kadar da kendimize yakın bulduğumuz insanların iç dünyalarının kapılarını aralarken, kendi içimizde kilit altında tutulmuş duyguları, saplantıları, korkuları, fantezileri de özgür bırakıyor. İç içe açılan hikâyeler, hepimizin hikâyesinin gerisinde başka hikâyeler barındığını gösteriyor. Her hikâye kendi gerçeğini yaratıyor ve biz o gerçeğin içinde, o hikâyeyi sahiplenerek yol alıyoruz. Murat Gülsoy, bizi hikâyelerin gerisindeki bizi sınırsız artalanda dolaştırırken, okuduğumuzun belki de bizim hikâyemiz olduğunu düşünüyoruz. Tıpkı Şehrazat'ın, ölümünü erteletebilmek için anlattığı Binbir Gece Masalları gibi Murat Gülsoy'un mektupları da kim olduğunu bilmediği birine, ölüm korkusunu hafifletmek üzere her gece yazdığı mektuplar belki de. Öykülerin birinde anlatıcının dediği gibi, 'yazdıkça bir başka âleme geçiyorum' sözü, belki bizler için de 'okudukça bir başka aleme geçiyorum' un karşılığıdır; kimbilir?

Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
Can Yayınları
detay için tıklayınız'Ne o gece geldi, ne de bir başka gece... Sonradan çok düşündüm. Bu hikâye böyle bitemez. Evet, elimde hiçbir delil kalmadı; evet, o gün mucizevi şekilde bulduğum mahallenin yolunu bir daha keşfedemedim; evet, telefonum bir daha çalmadı... Ama yine de içimde bir umut var. Henüz beni kimin arayıp o adresi verdiğini bilmiyorum. Bitmiş bir hikâyeyi yeniden canlandıran o esrarlı kişi bunu yine yapabilir; bir fırsat daha verebilir. Yeterince istersem ve yeterince sabredersem... Mademki beni düşünen biri var... Kim olduğunu bilmesem de beklemeye değer! Çünkü, bir kez olan bir daha olabilir. Bir kez yaşanan tekrar yaşanabilir. Bu umut olmasaydı, yaşamanın ne anlamı kalırdı?' İnceden inceye kendini belli eden bir ironi, zekice kurgulanmış bir olay örgüsü ve gündelik yaşamın içine gizemi ustalıkla sokan bir anlatım. Murat Gülsoy, Sait Faik Öykü Ödülü'nü aldığı 'Bu Kitabı Çalın'dan sonra, yeni kitabında da usta bir anlatıcı olduğunu kanıtlıyor.

Bu Kitabı Çalın
öyküler
Can Yayınları
2001 Sait Faik Hikaye Armağanı
detay için tıklayınızGeçtiğimiz yıl yayınlanan ilk öykü kitabı Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul ile dikkat çeken Murat Gülsoy, genç kuşak öykücüleri arasında yetkin üslubu, özgün konularıyla, kendisine yer açacağının işaretlerini vermişti. Murat Gülsoy'un ikinci kitabı olan Bu Kitabı Çalın, yine birbirinden bağımsız görünen öyküler içerse de, bir bütünlük duygusu yaratıyor. Klasik öykü tadında metinler sunan Murat Gülsoy'un öyküleri, olaysız gelişen çağdaş öykünün durgunluğunu taşımıyor; onunkiler tam tersine olay üzerine kuruluyor. Gerçekliğin artık kurgusal bir şeye dönüştüğü, kurguların da hayatımızın her alanına yayıldığını varsayan yazar, kurgusal alanın sınırlarını zorluyor ve okurdan öyküye aktif olarak katılmasını bekliyor. Pek çok öyküsünde gerçekle kurmaca iç içe geçiyor, yazar elindeki izlekle oyunlar oynuyor, okuru sürekli şaşırtıyor. Öyküler, gerçekten gerçeküstüne, fantastik bir anlatma açılıyor. Postmodern denebilecek anlatımının izlerini ise yaptığı göndermelerde, öykülerin içine oturttuğu başka metinlerde buluyoruz: örneğin Edip Cansever'in şiiri ya da Oğuz Atay'ın öyküleriyle kurduğu bağlantılarda. Zekice kurgulanmış bu öyküler, bir dolambacın gizemli yollarında dolaştırıyor okuru. İlk kitapta olduğu gibi 'oyun' izleği yine öykülerin pek çoğunda öne çıkıyor. Öykülerinin ortak öğesi olan ironi ve karamizah, öykü kişilerinin ve durumlarınıın son derece başarılı imgesel betimlemeleri, Murat Gülsoy'un öykücülüğünün öne çıkan nitelikleri.

Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
öyküler
Can Yayınları
detay için tıklayınızİlk öykü kitabıyla Can okurlarının karşısına çıkan Murat Gülsoy, genç bir öykücü; Hayalet Gemi adlı edebiyat dergisi okurlarının yakından tanıdığı bir isim. Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul'de on iki öykü yer alıyor. Bu öyküler, ağırlıklı olarak 'yazı' ve 'oyun' temaları üzerine odaklanmış. Murat Gülsoy'un öykülerinde göze çarpan bir özellik de ironi ve kara mizaha çokça yer verilmesi. Öykülerinde insanları şaşırtmayı sevdiğini söyleyen yazar, sürprizli, beklenmedik sonlarla, ilginç kurgularla çıkıyor karşımıza. İmgelerden yola çıkan, fantastik kurgulara yakın duran öyküler, tematik olarak bir süreklilik duygusu verse de, her öyküde başka denemelere giriyor yazar. Birinci tekil kişi anlatımının baskın olduğu çalışmalar, okurla bu nedenle sıcak bir ilişki kurmayı başarıyor. Sürükleyici bir anlatım, özenli kurgular, şaşırtıcı gelişmeler ve ironi. Bunlar Murat Gülsoy'un öykücülüğünün temel taşları. Modern öykünün çarpıcılığını, tazeliğini taşıyan bu çalışmalar, usta bir yazar olma yolunda genç bir öykücüyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Elektronik Kitaplar
Kâbuslar
www.altkitap.com
Can Yayınları
İlk öykü kitabıyla Can okurlarının karşısına çıkan Murat Gülsoy, genç bir öykücü; Hayalet Gemi adlı edebiyat dergisi okurlarının yakından tanıdığı bir isim. Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul'de on iki öykü yer alıyor. Bu öyküler, ağırlıklı olarak 'yazı' ve 'oyun' temaları üzerine odaklanmış. Murat Gülsoy'un öykülerinde göze çarpan bir özellik de ironi ve kara mizaha çokça yer verilmesi. Öykülerinde insanları şaşırtmayı sevdiğini söyleyen yazar, sürprizli, beklenmedik sonlarla, ilginç kurgularla çıkıyor karşımıza. İmgelerden yola çıkan, fantastik kurgulara yakın duran öyküler, tematik olarak bir süreklilik duygusu verse de, her öyküde başka denemelere giriyor yazar. Birinci tekil kişi anlatımının baskın olduğu çalışmalar, okurla bu nedenle sıcak bir ilişki kurmayı başarıyor. Sürükleyici bir anlatım, özenli kurgular, şaşırtıcı gelişmeler ve ironi. Bunlar Murat Gülsoy'un öykücülüğünün temel taşları. Modern öykünün çarpıcılığını, tazeliğini taşıyan bu çalışmalar, usta bir yazar olma yolunda genç bir öykücüyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Belki de Gerçekten İstiyorsun
www.altkitap.com
Can Yayınları
Öykülerin tümünde bize büyük bir ustalıkla kişisel ve ruhsal durumları çözümleyen Murat Gülsoy, bunu özenli ve gerçekçi bir örgüyle tamamlıyor. Dünyamızın "özlenen" durumlarının oluşturduğu güçlü örgüler… Ya da okunduğunda "Bu çıplak bir gerçek! Televizyonda, sinemada bizlere yapılan bu işte." dedirtecek kadar okuru kuşkulandıran, kahramana yaklaştıran anlatılar. Başka bir anda bir rüyaya dalıyorsunuz kahramanın yerine. Onun için bir rüya görüyorsunuz. Öykülerin tadı anlatarak veya tanımlayıp sınıflandırarak aktarılamaz. Okuduktan sonra şunu sormayı deneyin: "Ben kendim miyim?"

Yaratıcı Yazarlık Atölyesi
Katılımcılara kurmaca edebiyat yapıtlarının (öykü, roman) nasıl üretildiği konusunda bilgiler aktarılmaktadır. Hikayenin unsurları, kurmaca metinde zamanın kullanımı, mekanın işlevi, karakterlerin yaratılması, olay örgüsünün yapılandırılması, anlatım biçimleri, edebi türler, dramatik gerilimin oluşturulması gibi yazma tekniğine ilişkin konular yetkin örnekler üzerinde tartışılmaktadır. Tüm bu yöntemlerin yanısıra, edebiyatın insan yaratıcılığı ile ilişkisi irdelenmekte, ilhamın kaynakları araştırılmaktadır. Amaç, katılımcıların kendi kurmaca metinlerini yazarken yaratıcılıklarını daha iyi ortaya koyabilmeleri için yol göstermek ve içgörü kazanmalarına yardımcı olmaktır.

Başvuru: BÜMED Tuğba Taşyürek
Kişisel Gelişim Kurslar Sorumlusu
tubatasyurek@bumed.org.tr
(0212) 359 58 13
Arşiv >>>
Doğan Hızlan, Ömer Türkeş, Füsun Akatlı, Orhan Duru, Fethi Naci, Asuman Kafaoğlu-Büke, Semih Gümüş, Sema Aslan, Nalan Barbarosoğlu, Ayfer Tunç, Nursel Duruel, Haydar Ergülen, Sırma Köksal, A. Şule Süzük, Fakiye Özsoysal, Hülya Ekşigil, Şebnem Atılgan, Filiz Ateş, Nena Çalıdiz, Hüseyin Sorgun, Nüsra Şahin, Gülce Başer, Erdem Öztop, Nida Nevra Savcılıoğlu, Ayşe Çavdar, Aslı Tohumcu, Oylum Yılmaz…
İletişim Nermin Mollaoglu KALEM / Intellectual Property Coordination Center
Tel+90 212 245 44 06
Fax+90 216 450 29 23
AdresSivastopol Sok. No:3/11 34710 Moda, Kadiköy, İstanbul, Turkey
Webwww.kalem.web.tr
Emailmurat.gulsoy@gmail.com
info@kalem.web.tr
nermin@kalem.web.tr
nerminmollaoglu@gmail.com